Türkiye’de konut piyasası 2026 yılının ikinci yarısına yeni bir denge arayışıyla giriyor. Bir yandan konut fiyatlarında nominal artış devam ederken, diğer yandan satışlardaki değişim, finansmana erişim koşulları ve alıcıların beklentileri piyasada daha temkinli bir dönemin yaşandığını gösteriyor. Özellikle yüksek fiyatlar ve kredi maliyetleri, konut almak isteyen vatandaşların karar süreçlerini uzatırken, alıcıların artık yalnızca “ev sahibi olmak” düşüncesiyle değil, satın alacakları gayrimenkulün konumu, fiyatı, yaşı, deprem güvenliği ve gelecekteki yatırım potansiyeli gibi birçok farklı kriteri değerlendirerek hareket ettiği görülüyor.
Son dönemde açıklanan veriler, piyasadaki bu değişimi daha net ortaya koyuyor. Temmuz ayında Türkiye genelinde konut satışlarında yıllık bazda gerileme yaşanırken, ilk el konutlardaki düşüşün ikinci el piyasasına göre daha sınırlı kalması dikkat çekti. Bu durum, yeni ve nitelikli konutlara yönelik ilginin tamamen ortadan kalkmadığını, ancak alıcıların satın alma kararlarında daha seçici davranmaya başladığını gösteriyor.
Piyasada özellikle doğru fiyatlandırılmış konutların daha hızlı alıcı bulduğu bir dönem yaşanıyor. Geçmiş dönemlerde bölgedeki genel fiyat artışına güvenerek yüksek bedelle satışa çıkarılan gayrimenkuller uzun süre piyasada kalabilirken, bugün alıcılar aynı bölgede bulunan birçok farklı seçeneği karşılaştırıyor. İlan fiyatı ile gerçek piyasa değeri arasındaki farkın büyümesi, satış süresinin uzamasına neden olabiliyor. Bu nedenle satıcıların güncel piyasa koşullarını dikkate alarak daha gerçekçi bir fiyat politikası belirlemesi büyük önem taşıyor.
Alıcıların değişen beklentileri de konut piyasasının yeni dönemini şekillendiriyor. Artık yalnızca evin büyüklüğü ya da bulunduğu semt yeterli görülmüyor. Ulaşım olanakları, sosyal alanlar, binanın yaşı, yapı kalitesi, deprem güvenliği, aidat giderleri ve enerji verimliliği gibi unsurlar satın alma kararında daha fazla etkili oluyor. Özellikle büyükşehirlerde yeni ulaşım projelerine yakın bölgeler, gelişme potansiyeli bulunan ilçeler ve yaşam kalitesi yüksek lokasyonlar yatırımcıların radarında kalmayı sürdürüyor.
Konut fiyatlarında yaşanan nominal yükselişe rağmen enflasyondan arındırılmış reel fiyatların seyri de piyasada önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın haziran verilerine göre Konut Fiyat Endeksi yıllık bazda nominal olarak yükselirken, reel bazda gerileme yaşandı. Bu tablo, konut fiyatlarının rakamsal olarak yükselmesine rağmen alım gücü ve enflasyon karşısındaki değer değişiminin farklı bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor.
Finansman koşulları ise piyasanın en önemli belirleyicilerinden biri olmaya devam ediyor. Konut kredisi kullanarak ev sahibi olmak isteyenler için aylık ödeme tutarları ve toplam finansman maliyeti satın alma kararını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle peşinatı güçlü olan veya alternatif finansman imkânına sahip alıcılar piyasada daha avantajlı bir konuma geçebiliyor. Kredili satışlara yönelik ilginin belirli ölçüde devam etmesi ise konut talebinin tamamen ortadan kalkmadığını, uygun finansman koşullarının oluşması halinde piyasanın yeniden hız kazanabileceğini gösteriyor.
